TBK m. 132'de düzenlenen 'ibra' sözleşmesinin hukuki niteliği ve geçerlilik şekli nedir? Borcu doğuran asıl işlemin (örneğin bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi) kanunen şekle tabi olması, bu borçtan kaynaklanan bir alacaktan feragat niteliğindeki ibra sözleşmesinin de aynı şekle tabi olmasını gerektirir mi? Bu durumu, 'şekle aykırılığın sonuçları' ve 'şekilden bağımsızlık' ilkeleri çerçevesinde tartışınız.
İbra, alacaklı ile borçlu arasında yapılan ve alacaklının alacak hakkından tamamen veya kısmen vazgeçerek borçluyu borcundan kurtardığı, borcu sona erdiren bir sözleşmedir. TBK m. 132'de açıkça belirtildiği üzere, ibra sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şekline tabi değildir. Maddenin en önemli özelliği, 'borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile' ibranın şekle bağlı olmaksızın yapılabileceğini düzenlemesidir. Bu ilkeye 'şekilden bağımsızlık' denir. Dolayısıyla, örneğin noterden resmi şekilde yapılması zorunlu olan bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan alacak hakkından, taraflar adi yazılı veya hatta sözlü bir ibra sözleşmesiyle vazgeçebilirler. Kanun koyucu, borcun kurulmasını zorlaştırırken (şekil şartı), borcun sona ermesini kolaylaştırma iradesini göstermiştir. Bu, borçluyu koruyan ve ticari hayatın hızına uyum sağlayan bir yaklaşımdır. İbra, bir tasarruf işlemi olduğu için, borcu doğuran asıl sözleşmenin şekline tabi değildir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borclarin-sona-ermesi/)