Bir sanığın, aleni bir yerde, yoldan geçen reşit bir mağdureye cinsel organını göstererek peşinden gitmesi eylemi, TCK m. 105 (cinsel taciz) ve TCK m. 225 (hayasızca hareketler) suçları açısından nasıl bir içtima ilişkisi oluşturur? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2022/5346 sayılı kararında, bu durumda sanık hakkında hangi suçtan mahkumiyet kararı verilmesi ve diğer suçla ilgili olarak nasıl bir hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir? Bu uygulamanın, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralına dayandığını açıklayınız.
Sanığın eylemi, iki farklı suçun unsurlarını aynı anda gerçekleştirmektedir. Eylemin, belirli bir mağdureye yönelik cinsel amaçlı bir davranış olması nedeniyle TCK m. 105'teki 'cinsel taciz' suçunu oluşturur. Eylemin, aynı zamanda aleni bir yerde, başkalarının da görebileceği şekilde teşhircilik yapılarak işlenmesi nedeniyle TCK m. 225'teki 'hayasızca hareketler' suçunu da oluşturur. Fail, tek bir fiille (cinsel organını göstererek peşinden gitme) kanunun birden fazla farklı hükmünü ihlal etmiştir. Bu durumda, TCK m. 44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralı uygulanır. Bu kurala göre, işlenen suçlardan en ağır cezayı öngören suçtan ceza verilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2022/5346 sayılı kararında da bu ilke benimsenmiş; sanık hakkında daha ağır cezayı gerektiren cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, daha hafif olan hayasızca hareketlerde bulunma suçundan ise 'hüküm kurulmasına yer olmadığına' karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu, fikri içtima durumunda mahkemenin izlemesi gereken standart usuldür. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-225-hayasizca-hareketler-sucu.html)