AİHM'nin Ataykaya/Türkiye kararında, bir göstericinin ölümüne neden olan biber gazı kapsülünü atan polis memurunun kimliğinin tespit edilememesi, devletin İHAS m. 2 kapsamındaki 'etkili soruşturma' yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilmiştir. AİHM'nin, soruşturma makamlarının 'failin yüzü maskeliydi' gibi gerekçelere sığınmasını neden yetersiz bulduğunu ve bu tür durumlarda devletten beklenen pozitif yükümlülüklerin neler olduğunu açıklayınız. Kararda, 'dokunulmazlık ortamı' yaratıldığına dair yapılan tespit ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199061

AİHM, İHAS m. 2 kapsamındaki 'etkili soruşturma' yükümlülüğünün, sadece bir soruşturma başlatmaktan ibaret olmadığını; soruşturmanın sorumluları tespit edip cezalandırabilecek nitelikte, bağımsız, tarafsız, hızlı ve kamu denetimine açık bir şekilde yürütülmesini gerektirdiğini belirtir. Ataykaya kararında AİHM, 'failin yüzü maskeliydi' gibi bir gerekçeyi, soruşturmadaki acziyeti meşrulaştıran bir neden olarak kabul etmemiştir. AİHM'e göre devletin pozitif yükümlülüğü, bu tür olaylarda görevli personelin kimliklerinin tespitini sağlayacak önlemleri önceden almayı (örneğin, kask numarası, ayırt edici işaretler), olay anındaki tüm kamera kayıtlarını ve delilleri titizlikle toplamayı, tanık ifadelerini gecikmeksizin almayı ve failleri bulmak için tüm makul çabayı göstermeyi içerir. Soruşturmanın yavaş ilerlemesi, delillerin etkin toplanmaması ve faillerin kimliklerinin tespit edilememesi, AİHM tarafından devletin kasıtlı olarak bir 'dokunulmazlık ortamı' veya 'cezasızlık kültürü' yarattığı şeklinde yorumlanmıştır. Bu, güvenlik güçleri tarafından işlenen suçların etkin bir şekilde soruşturulmayarak, faillerin fiilen ceza almaktan muaf tutulduğu anlamına gelir ve bu durum tek başına etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlalidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/biber-gazi-kapsulu-sonucu-olum-yasam-hakki/)