Danıştay İdari Dava Daireleri'nin E:1997/1481, K:2000/1401 sayılı kararında, idarenin hatalı intibak işlemi nedeniyle emeklilik statüsüne giren bir memurun, hatanın anlaşılması üzerine emeklilik iradesini geri çekme talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararı, memurun 'irade sakatlığı' ve idarenin 'kendi hatasından kaynaklanan yükümlülüğü' ilkeleri açısından analiz ediniz. Bu kararın, memurun şartsız emeklilik talebinden, işlem tekemmül ettikten sonra vazgeçemeyeceği yönündeki genel kuraldan (örneğin, Danıştay Beşinci Dairesi E:1999/2302) ne gibi farkları bulunmaktadır?
Danıştay İDDK'nın E:1997/1481 sayılı kararı, memurun emeklilik iradesinin oluşumundaki temel bir unsura odaklanmaktadır: iradenin sağlıklı ve doğru bilgiye dayanarak oluşması. Bu olayda memur, idarenin kendisine bildirdiği hatalı (daha yüksek) derece üzerinden emekli olacağı inancıyla emekliliğini istemiştir. Sonradan intibakın hatalı olduğu ve daha düşük bir dereceden emekli olacağı anlaşılınca, memurun başlangıçtaki iradesinin 'hata' nedeniyle sakatlandığı kabul edilmiştir. İdare, kendi kusurlu işlemiyle memuru yanıltmış ve onun bu yanılgı üzerine bir karar vermesine neden olmuştur. Bu durumda idarenin, kendi hatasından kaynaklanan bu sonucu düzeltme ve memurun talebini kabul etme yükümlülüğü doğar. Bu kararın, memurun şartsız talebinden vazgeçemeyeceği yönündeki genel kuraldan (Danıştay Beşinci Dairesi E:1999/2302) temel farkı şudur: Genel kuralda, memur herhangi bir hata veya yanılgı olmaksızın, kendi özgür iradesiyle emekliliğini istemekte ve işlem tekemmül ettikten sonra keyfi olarak vazgeçmeye çalışmaktadır. İDDK kararında ise, emeklilik iradesinin kendisi baştan sakattır ve idarenin kusurlu bir işlemine dayanmaktadır. Bu nedenle, iradesi sakatlanan memurun talebini geri alması, hakkın kötüye kullanılması değil, bir hakkın tesisi olarak görülmüştür. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-19-madde-dmk/)