Bir kişinin, diğerinin rızası olmaksızın, aralarındaki aleni olmayan bir telefon görüşmesini kaydetmesi ve bu kaydı ifşa etmesi (yayınlaması) eylemleri, TCK m. 132 ve 133 açısından nasıl bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulur? Bu durumda 'kaydetme' ve 'ifşa etme' eylemleri tek bir suç mu oluşturur, yoksa ayrı ayrı suçlar olarak mı cezalandırılır? Bu ayrımın, ceza hukuku içtima kuralları açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199046

Bu durumda iki farklı suç ve iki farklı eylem söz konusudur. 1) Kaydetme Eylemi: Kişiler arasındaki aleni olmayan bir konuşmayı, taraflardan biri olarak kaydetmek, TCK m. 133/1'de tanımlanan 'Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması' suçunu oluşturmaz. Çünkü bu suçun faili, konuşmanın tarafı olmayan bir 'üçüncü kişi' olmalıdır. Ancak bu eylem, TCK m. 134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamında değerlendirilebilir. 2) İfşa Etme Eylemi: Kaydedilen bu konuşma içeriğini hukuka aykırı olarak ifşa etmek (yayınlamak, başkalarına dinletmek) ise, TCK m. 132/2 ve m. 133/2'de açıkça ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. TCK m. 132/2 'Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden' ve TCK m. 133/2 'Kayda alınan konuşmaları hukuka aykırı olarak ifşa eden' kişiye ceza öngörür. Dolayısıyla, kaydetme ve ifşa etme eylemleri, kanun tarafından ayrı suçlar olarak tanımlanmıştır. Eğer bir kişi konuşmayı hem kaydeder (ve bu kayıt özel hayatı ihlal ederse) hem de ifşa ederse, 'gerçek içtima' kuralları gereğince her iki suçtan (örneğin TCK m. 134 ve TCK m. 133/2) ayrı ayrı cezalandırılır. Çünkü ortada iki ayrı eylem ve ihlal edilen farklı hukuki değerler (özel hayatın gizliliği ve haberleşmenin gizliliği/ifşa yasağı) bulunmaktadır. (Kaynak: ayboga.av.tr/izinsiz-ses-kaydi-almak-suc-mudur/)