TCK m. 261'de düzenlenen 'Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf' suçunun, TCK m. 257'deki 'Görevi Kötüye Kullanma' suçuna göre 'tali/tamamlayıcı norm' niteliğinde olması ne anlama gelmektedir? Bir belediye başkanının, kamulaştırma yapmadan bir vatandaşın arazisinden yol geçirerek bahçe duvarına zarar vermesi eylemi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/1970 sayılı kararı ışığında hangi suçlar kapsamında değerlendirilmelidir ve mahkemenin bu durumda yapması gereken hukuki vasıflandırma nedir?
TCK m. 261'in, TCK m. 257'ye göre 'tali (ikincil) norm' olması, bir kamu görevlisinin fiilinin, kanunda daha özel ve ağır bir suç tanımına uyması halinde o özel suçtan, uymaması halinde ise genel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması ilkesinin bir yansımasıdır. TCK m. 261, görevi kötüye kullanmanın özel bir şeklini, yani kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarrufta bulunmayı düzenler. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/1970 sayılı kararında belirtildiği üzere, bir belediye başkanının kamulaştırma yapmadan vatandaşın arazisinden yol geçirmesi eylemi, doğrudan TCK m. 257 (görevi kötüye kullanma) kapsamında değerlendirilmemelidir. Mahkeme öncelikle, eylemin daha özel suç tanımlarına uyup uymadığını tartışmalıdır. Bu somut olayda, eylem, TCK m. 261'deki 'kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf' suçunu oluşturabileceği gibi, eğer zarar verme kastı ön plandaysa TCK m. 151/152 (mala zarar verme) veya TCK m. 154/1 (hakkı olmayan yere tecavüz) suçlarını da oluşturabilir. Yargıtay, mahkemenin bu özel suçların unsurlarının oluşup oluşmadığını tartışmadan, doğrudan genel ve tali nitelikteki görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurmasını, suç vasfında yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle bozma nedeni saymıştır. Mahkeme, özel normları tartışıp eylemin bu suçları oluşturmadığı kanısına varırsa, ancak o zaman genel norm olan TCK m. 257'yi uygulayabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kisilerin-mallari-uzerinde-usulsuz-tasarruf-sucu.html)