Bir icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, davacının dava dilekçesinde dayandığı hukuki sebebi (örneğin, 'senedin teminat senedi olduğu' iddiası), yargılamanın ilerleyen bir aşamasında ıslah yoluyla tamamen değiştirerek 'imza inkârı' iddiasına dönüştürmesi HMK m. 182 kapsamında 'kötüniyetli ıslah' olarak değerlendirilebilir mi? Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/828 E. sayılı kararında, davalının cevap dilekçesini ıslah ederek 'zamanaşımı' defini ileri sürmesinin neden kötüniyetli kabul edilmediğini, ıslahın zamanlaması ve yargılamayı uzatma amacı taşıyıp taşımadığı kriterleri açısından analiz ediniz.
Bir tarafın, davasını ıslah etmesi HMK'da tanınan bir haktır ve tahkikat sona erene kadar kullanılabilir. Islahın kötüniyetli kabul edilmesi için, HMK m. 182 uyarınca, sırf davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi amaçlarla yapıldığının delillerle veya belirtilerle anlaşılması gerekir. Sadece davanın hukuki sebebini değiştirmek veya savunmayı genişletmek, tek başına kötüniyeti göstermez. HGK'nın 2016/828 E. sayılı kararında, davalının yargılamanın sonlarına doğru cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı defini ileri sürmesi kötüniyetli bulunmamıştır. Çünkü ıslah, kanunun izin verdiği tahkikat süreci içinde yapılmıştır ve davalının bu hakkını kullanması, sırf yargılamayı uzatma amacı taşıdığına dair somut bir kanıt bulunmadıkça meşru kabul edilmiştir. Benzer şekilde, menfi tespit davasında davacının iddiasını 'teminat senedi'nden 'imza inkârı'na çevirmesi de, eğer yeni deliller ortaya çıkmışsa veya davacı bu durumu yeni fark etmişse ve amacı sadece süreci uzatmak değilse, kural olarak kötüniyetli ıslah sayılmaz. Mahkeme, her somut olayın kendi koşulları içinde, ıslahın amacını ve zamanlamasını değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-182-kotuniyetli-islah.html)