Kambiyo senedine (çek, bono) dayalı bir icra takibinde, borçlunun 'bedelsizlik' iddiasıyla açtığı menfi tespit davasının hukuki temelini ve ispat yükünün dağılımını açıklayınız. Çekin, taraflar arasındaki bir sözleşmenin 'teminatı' olarak verildiği iddiası, bedelsizlik iddiası kapsamında nasıl değerlendirilir? Hukuk Genel Kurulu'nun K.2021/542 sayılı kararında belirtildiği üzere, teminat çekinde 'geçici bedelsizlik' ve 'kesin bedelsizlik' kavramları ne anlama gelmektedir ve mahkemenin bu iddia karşısında yapması gereken araştırma nedir?
Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında borçlunun 'bedelsizlik' iddiası, senedin dayandığı temel borç ilişkisinin mevcut olmadığı veya geçersiz olduğu iddiasına dayanır ve hukuki temelini TBK m. 77 vd. hükümlerindeki sebepsiz zenginleşme oluşturur. İspat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden borçludadır. Çekin 'teminat' olarak verildiği iddiası da bir tür bedelsizlik iddiasıdır. HGK'nın K.2021/542 sayılı kararında açıklandığı gibi, teminat senedinde borç, belirli bir riskin (teminat edilen hususun) gerçekleşmesi şartına bağlanmıştır. Bu risk gerçekleşinceye kadar senet 'geçici bedelsiz'dir; yani alacaklı, risk gerçekleşmeden senedi takibe koyamaz. Eğer risk gerçekleşirse, senet alacak miktarı kadar bedelli hale gelir. Eğer riskin gerçekleşmeyeceği kesinleşirse veya teminat altına alınan borç ifa edilirse, senet 'kesin bedelsiz' hale gelir. Bu iddia karşısında mahkeme, taraflar arasındaki temel ilişkiyi (sözleşmeyi) incelemeli, teminatın ne için verildiğini saptamalı ve çekin düzenlendiği veya takibe konulduğu tarih itibarıyla teminat edilen riskin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dolayısıyla alacaklının temel ilişkiden kaynaklanan bir alacağının doğup doğmadığını araştırmalıdır. Bu araştırma sonucuna göre çekin bedelli mi yoksa bedelsiz mi olduğuna karar vermelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/kambiyo-senedinde-cek-bono-bedelsizlik-iddiasi-ile-menfi-tespit-davasi.html)