İştirak nafakasının artırılması davasında (TMK m. 331), nafaka yükümlüsü olan babanın 'çalışamayacak derecede malul' olması ve hiçbir gelirinin bulunmaması, nafaka artırım talebinin reddi için tek başına yeterli bir gerekçe midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1024, K. 2019/1151 sayılı kararında, davalı babanın 'engelli aylığı almak için başvuru yapmadığı' olgusu nasıl değerlendirilmiştir? Mahkemenin, bir kişiyi kendi lehine olan bir hakkı (engelli aylığı) talep etmeye zorlayıp zorlayamayacağını 'hakkaniyet' ve 'çocuğun üstün yararı' ilkeleri çerçevesinde tartışınız.
İştirak nafakasının artırılması, TMK m. 331 uyarınca 'durumun değişmesi' şartına bağlıdır. Bu kapsamda çocuğun ihtiyaçlarındaki artış ile ana ve babanın ekonomik durumlarındaki değişiklikler birlikte değerlendirilir. Yükümlü babanın çalışamayacak derecede malul olması ve mevcut bir gelirinin olmaması, kural olarak nafaka artırım talebinin reddi için önemli bir gerekçedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1024 sayılı kararında, Özel Daire'nin 'müracaat etmesi halinde özürlü maaşı alabilecek durumda olduğu' gerekçesiyle nafakaların bir miktar artırılması yönündeki bozma kararına karşı, yerel mahkemenin direnme kararı onanmıştır. HGK, davalının engelli aylığı almak için başvuru yapması halinde dahi aylık bağlanacağının kesin olmadığını ve en önemlisi, 'kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimsenin kendi lehine olan hakkını talep etmeye zorlanamayacağını' vurgulamıştır. Bu karar, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin, babanın fiili ve hukuki durumu göz ardı edilerek, varsayımsal bir gelir üzerinden nafaka yükümlülüğü kurulamayacağını göstermektedir. Babanın mevcut durumda bir geliri yoksa, potansiyel bir gelire sahip olabileceği varsayımıyla nafaka artırımına gidilmesi hakkaniyete aykırı bulunmuştur. Ayrıca Kurul, çocuklar için 5395 ve 2828 sayılı kanunlar kapsamında devlet desteği sağlanabileceğine de işaret etmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/istirak-nafakasinin-artirilmasi-davasi/)