CMK m. 145, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin 'davetiye' ile çağrılmasını ve gelmemesi halinde 'zorla getirileceğini' davetiyeye yazılmasını öngörmektedir. Bu usule uyulmadan, sanığın yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulması, hangi temel usul kuralının ve anayasal hakkın ihlalini oluşturur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2007/8807 sayılı kararında, yurt dışında olduğu anlaşılan sanık hakkında, savunması alınmadan hüküm kurulması neden bozma sebebi sayılmıştır ve mahkemenin bu durumda izlemesi gereken yol nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199024

Sanığın savunması alınmadan yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulması, CMK m. 191'de düzenlenen 'sanığın duruşmada hazır bulunması' kuralını ve en temel anayasal hak olan 'savunma hakkı'nı (Anayasa m. 36) ihlal eder. CMK m. 145 ve devamı maddeleri, sanığın sorgusunun yapılabilmesi için usulüne uygun çağrılmasını emreder. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2007/8807 sayılı kararında, sanığın yurt dışında (Moldovya) olduğu ve sınır dışı edildiği anlaşıldığı halde, savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilmesi, CMK m. 145 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil ettiği için bozma nedeni sayılmıştır. Karara göre, mahkemenin izlemesi gereken yol; öncelikle sanığın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında suçluların iadesi veya adli yardımlaşma anlaşması olup olmadığını araştırması, anlaşma varsa 'istinabe (adli yardım)' yoluyla sanığın bulunduğu ülkede yetkili adli makamlar aracılığıyla savunmasının alınmasını sağlamasıdır. Bu usuli gereklilik yerine getirilmeden yargılamaya devam edilip hüküm kurulması, savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanması anlamına gelir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-145-ifade-veya-sorgu-icin-cagri.html)