TCK m. 124'te düzenlenen 'Haberleşmenin Engellenmesi' suçunun maddi unsurunu, failin kastı açısından analiz ediniz. Özellikle, bir kişinin telefon kablolarını 'çalmak' amacıyla kesmesi eylemi, TCK m. 124 açısından suç oluşturur mu? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/5874 sayılı kararında, bu durumda failin kastının nasıl değerlendirildiği ve hangi suçun oluştuğuna karar verildiğini açıklayınız. Fikri içtima (TCK m. 44) kurallarının bu tür eylemlerde uygulanabilirliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199020

TCK m. 124'teki 'Haberleşmenin Engellenmesi' suçunun oluşabilmesi için failin kastının 'doğrudan haberleşmeyi engellemeye' yönelik olması gerekir. Suçun manevi unsuru olan bu özel kast, failin amacını belirlemede kilit rol oynar. Bir kişinin telefon kablolarını çalmak amacıyla kesmesi durumunda, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/5874 sayılı kararında da belirtildiği gibi, failin asıl amacı ve güttüğü saik hırsızlıktır. Haberleşmenin engellenmesi, bu amacın gerçekleştirilmesi sırasında ortaya çıkan bir sonuçtur, ancak failin birincil kastı bu yönde değildir. Bu nedenle, suçun manevi unsuru oluşmadığından TCK m. 124'ten ceza verilemez. Eylem, niteliğine göre TCK m. 141 veya 142'deki hırsızlık suçunu oluşturur. Fikri içtima (TCK m. 44) ise, tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde uygulanır. Yargıtay, bazı kararlarında bu tür eylemlerde hırsızlık suçunun haberleşmenin engellenmesini de içerdiğini ve TCK m. 44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren hırsızlık suçundan ceza verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak 2017/5874 sayılı kararda olduğu gibi baskın görüş, özel kastın yokluğu nedeniyle TCK m. 124'ün hiç oluşmadığı ve sadece hırsızlık suçundan ceza verilmesi gerektiği yönündedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)