6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde düzenlenen 'aşırı ifa güçlüğü' (emprevizyon) kurumunun uygulanabilmesi için aranan şartları detaylı bir şekilde açıklayınız. Bu şartlar, 'sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum' kriteri açısından nasıl somutlaştırılabilir? Aşırı ifa güçlüğü ile TBK m. 136'da düzenlenen 'ifa imkansızlığı' arasındaki temel fark nedir ve borçluya tanıdığı haklar (uyarlama, dönme/fesih) nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #199017

TBK m. 138'e göre aşırı ifa güçlüğünün uygulanabilmesi için şu kümülatif şartlar aranır: 1) Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalıdır (örneğin, ani ve aşırı bir devalüasyon, pandemi, savaş, beklenmedik doğal afetler). 2) Bu durum borçludan kaynaklanmamalıdır. 3) Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguları, borçludan ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede, borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır. 4) Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Aşırı ifa güçlüğü ile ifa imkansızlığı (TBK m. 136) arasındaki temel fark, imkansızlıkta borcun ifasının objektif olarak mümkün olmamasına karşın, aşırı ifa güçlüğünde ifanın mümkün ancak borçlu için katlanılamayacak derecede zorlaşmış olmasıdır. Bu şartlar gerçekleştiğinde borçlu, öncelikle hâkimden sözleşmenin yeni koşullara 'uyarlanmasını' isteme hakkına sahiptir. Uyarlama mümkün değilse veya taraflarca kabul edilmezse, borçlu sözleşmeden 'dönme' (ani edimli sözleşmelerde) veya 'fesih' (sürekli edimli sözleşmelerde) hakkını kullanabilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borclarin-sona-ermesi/)