TCK m. 225'te tanımlanan 'Hayasızca Hareketler' suçu ile TCK m. 105'teki 'Cinsel Taciz' suçu arasındaki temel ayrım kriteri nedir? Bir parkta, belirli bir kişiyi hedef almaksızın alenen cinsel organını teşhir eden bir sanığın eylemi, bu iki suç tipi açısından nasıl vasıflandırılmalıdır? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/3143 E. sayılı kararında bu ayrıma ilişkin yapılan değerlendirmeyi açıklayınız. Eğer eylem her iki suçun da unsurlarını taşıyorsa (örneğin, belirli bir kişiye yönelik ve aleni olarak yapılan teşhir), fikri içtima (TCK m. 44) kuralları nasıl uygulanır?
Hayasızca hareketler (TCK m. 225) ile cinsel taciz (TCK m. 105) suçları arasındaki temel ayrım, eylemin 'belirli bir mağduru hedef alıp almaması'dır. Cinsel taciz suçunun oluşması için, cinsel amaçlı hareketin belirli bir kişiye yönelik olması ve o kişinin cinsel dokunulmazlığını ihlal etmesi gerekir. Hayasızca hareketler suçunda ise eylem, belirli bir mağdura yönelmekten ziyade, aleniyet içinde, toplumun genel edep ve ahlak duygularını rencide edecek şekilde işlenir. Bir parkta, belirli bir kişiyi hedef almaksızın alenen teşhircilik yapan sanığın eylemi, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/3143 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK m. 225'teki hayasızca hareketler suçunu oluşturur. Eğer fail, eylemini aleni bir şekilde ancak belirli bir kişiyi hedef alarak (örneğin, mağdura bakarak cinsel organını göstermesi) gerçekleştirirse, eylem hem cinsel taciz hem de hayasızca hareketler suçunun unsurlarını taşır. Bu durumda, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralı gereğince, tek bir fiille birden fazla suç oluştuğu için, en ağır cezayı gerektiren suçtan (genellikle cinsel taciz) ceza verilir, diğer suçtan (hayasızca hareketler) ise 'karar verilmesine yer olmadığına' hükmedilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-225-hayasizca-hareketler-sucu.html)