HMK m. 182'de düzenlenen 'kötüniyetli ıslah' müessesesinin unsurları nelerdir ve mahkemenin bu durumda vereceği kararlar (hem ıslah talebi hem de yaptırımlar açısından) 1086 sayılı HUMK dönemindeki uygulamadan ne gibi farklılıklar göstermektedir? Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1660 E. sayılı kararında, menfi tespit davasında davacının dava sebebini 'bedelsizlik'ten 'imza inkarı'na değiştirmesinin neden kötüniyetli ıslah olarak kabul edilmediğini açıklayınız.
HMK m. 182'ye göre ıslahın kötüniyetli kabul edilmesi için 'davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığının deliller veya belirtilerle anlaşılması' gerekir. Kötüniyet tespit edilirse mahkeme iki tür karar verir: 1) Islahı dikkate almadan karar verir (ıslahı geçersiz sayar). 2) Islah yapanı, karşı tarafın zararlarını ödemeye ve disiplin para cezasına mahkum eder. Bu düzenleme, 1086 sayılı HUMK'tan önemli bir fark içerir; HUMK döneminde kötüniyetli de olsa ıslah geçerli kabul ediliyor, sadece para cezası ve tazminata hükmediliyordu. HMK ile kötüniyetli ıslahın kendisi geçersiz kılınmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1660 E. sayılı kararında, davacının dava sebebini ıslah etmesi kötüniyetli sayılmamıştır. Çünkü; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının takibi kendiliğinden durdurma etkisi yoktur, dolayısıyla ıslahın davayı uzatma amacı taşıdığı söylenemez. Ayrıca, dosyada davacının kötüniyetli olduğuna dair soyut beyan dışında bir delil bulunmamaktadır. Islah, tahkikat bitinceye kadar yapılabilecek bir hak olduğundan, sırf davanın ilerleyen bir aşamasında yapılmış olması, tek başına kötüniyet göstergesi olarak kabul edilmemiştir. Mahkemenin ıslah talebini inceleyip araştırması gerektiği vurgulanmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-182-kotuniyetli-islah.html)