Anayasa Mahkemesi'nin Ömer Faruk Gergerlioğlu kararında, bir milletvekilinin 'seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar' kapsamında yargılanabilmesi için derece mahkemelerinin yapması gereken denetimin niteliği nasıl ele alınmıştır? Mahkemenin, sadece isnat edilen suçun TCK'daki bir maddeye karşılık geldiğini belirtmesinin yeterli olup olmadığını, 'isnadın ciddiliği' ve 'orantılılık' ilkeleri bağlamında tartışınız.
Anayasa Mahkemesi, Gergerlioğlu kararında, Anayasa'nın 83/2. maddesindeki 'Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar' istisnasının derece mahkemeleri tarafından keyfi ve geniş yorumlanarak yasama dokunulmazlığını işlevsiz hale getirmesini eleştirmiştir. AYM'ye göre, bir suçun 14. madde kapsamına girdiğini belirlemek için sadece suçun kanuni tanımına bakmak yeterli değildir. Derece mahkemeleri, bu istisnanın uygulanabilmesi için 'isnadın ciddiliğini' değerlendirmelidir. Bu değerlendirme, soruşturma ve kovuşturmaların siyasi amaç taşıyıp taşımadığı, isnatların yeterince ciddi olup olmadığı ve yasama dokunulmazlığı gibi önemli bir anayasal güvencenin kaldırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği (orantılılık) gibi unsurları içermelidir. Kararda, derece mahkemelerinin bu tür bir değerlendirme yapmadan, sadece suçun adını belirterek yargılamaya devam etmelerinin, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını (Anayasa m. 67) ihlal ettiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla, AYM, derece mahkemelerine dokunulmazlığın istisnasını uygularken dar ve hak eksenli bir yorum yapma, isnadın ciddiyetini ve orantılılığı denetleme yükümlülüğü getirmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aym-gergerlioglu-karari/)