Bir özel güvenlik görevlisi, görev yaptığı AVM'nin otoparkında, bir hırsızlık şüphelisini yakalamıştır. Şüphelinin üzerini arayarak çalıntı malı bulmuş ve şüpheliyi polise teslim edene kadar bir odada tutmuştur. Özel güvenlik görevlisinin bu eylemleri (yakalama, arama, alıkoyma) hukuka uygun mudur? Yetkilerinin sınırlarını 5188 sayılı Kanun ve CMK çerçevesinde tartışınız.
Özel güvenlik görevlisinin (ÖGG) bu eylemlerinin hukuka uygunluğu her bir eylem için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. 1) Yakalama: 5188 sayılı Kanun'un 7. maddesi, ÖGG'lere, görev alanlarında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri ve 'suçüstü' halinde olan kişileri yakalama yetkisi vermiştir. Hırsızlık şüphelisini 'suçüstü' halinde yakalaması bu kapsamda hukuka uygundur. 2) Arama: ÖGG'lerin 'üst arama' yetkisi, CMK ve PVSK'daki genel arama yetkisinden daha sınırlıdır. ÖGG, yakaladığı kişinin kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek amacıyla, sadece 'silah veya tehlike oluşturan diğer eşyadan arındırmak' için kaba bir üst araması yapabilir (duyarlı kapıdan geçirme, dedektörle kontrol, eşyaları X-ray cihazından geçirme). Delil elde etmek amacıyla (çalıntı malı bulmak gibi) ceza usulü anlamında bir 'üst araması' yapma yetkisi yoktur. Bu arama, CMK'ya göre ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı veya kolluk amirinin yazılı emriyle yapılabilir. Dolayısıyla, delil amaçlı arama yapması yetkisini aşar. 3) Alıkoyma: ÖGG, yakaladığı kişiyi derhal genel kolluğa (polise) bildirmek ve teslim etmekle yükümlüdür (5188 s. Kanun m. 7/g). Şüpheliyi, polise teslim edene kadar makul bir süre ve güvenli bir yerde tutması, yakalama yetkisinin doğal bir sonucudur ve hukuka uygundur. Ancak bu alıkoyma, keyfi bir şekilde uzatılamaz ve bir odaya kilitleme gibi eylemler, şartlarına göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir. (Kaynak: genel hukuk ve mevzuat bilgisi)