Bir kişi, borçlusundan olan alacağını tahsil etmek için icra takibi başlatmış, ancak borçlunun üzerinde kayıtlı hiçbir malvarlığı bulamamıştır. Alacaklı, borçlunun, takipten kısa bir süre önce, üzerindeki tek taşınmazı çok düşük bir bedelle kardeşine sattığını öğrenmiştir. Alacaklının bu satışı iptal ettirmek için açacağı 'tasarrufun iptali davası'nda (İİK m. 277 vd.), satışın 'ivazsız (karşılıksız)' veya 'düşük bedelli' olmasının ispat yükü açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198942

Satışın ivazsız veya düşük bedelli olmasının, ispat yükü açısından çok önemli sonuçları vardır. İİK, alacaklıyı korumak için bu durumlarda ispat yükünü alacaklıdan alıp, borçlu ve lehine tasarruf yapılan üçüncü kişiye yükleyen karineler öngörmüştür. 1) İvazsız (Bağışlama Niteliğinde) Tasarruflar (İİK m. 278): Borçlunun, hacizden veya iflastan önceki iki yıl içinde yaptığı karşılıksız kazandırmalar (bağışlamalar), kanunen batıldır. Alacaklının, sadece tasarrufun bu iki yıl içinde yapıldığını ve karşılıksız olduğunu ispatlaması yeterlidir. Borçlunun iyi veya kötü niyeti aranmaz. 2) Düşük Bedelli Satışlar (İİK m. 280/2): Eğer borçlu, malını piyasa değerinden 'çok düşük' bir bedelle satmışsa, bu durum bağışlama hükmünde sayılır ve iptale tabidir. Burada da ispat yükü kolaylaşmıştır. 3) Akrabaya Satış (İİK m. 278/3-1): Borçlunun, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarına (örneğin kardeşine) yaptığı tüm tasarruflar, bağışlama sayılır ve iptale tabidir. Alacaklının, sadece satışın kardeşe yapıldığını ispatlaması yeterlidir; bedelin ödenip ödenmediği veya düşük olup olmadığı önem taşımaz. Bu durumda, satışın muvazaalı olmadığı, gerçek bir satış olduğu yönündeki ispat yükü, borçlu ve kardeşi üzerindedir. Somut olayda, satış kardeşe yapıldığı için, İİK m. 278/3-1'deki karine gereği bu satış bağışlama hükmündedir ve alacaklı tarafından kolayca iptal ettirilebilir. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/blog/bursa-yildirim-avukat/)