Bir ceza davasında, sanık hakkında hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) hem de bu suç işlenirken mağdurun telefonunun alınması nedeniyle haberleşmenin engellenmesi (TCK m. 124) suçlarından dava açılmıştır. Mahkemenin her iki suçtan da ayrı ayrı mahkumiyet kararı vermesi hukuka uygun mudur? İçtima kurallarını açıklayınız.
Hayır, hukuka uygun değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/4710 E., 2021/22262 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda 'bileşik suç' (TCK m. 42) veya 'tüketilen norm' ilişkisi mevcuttur. Sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini sürdürürken, mağdurun yardım çağırmasını veya iletişim kurmasını engellemek amacıyla telefonunu alması, temel suç olan hürriyeti kısıtlama fiilinin bir parçası ve zorunlu unsurudur. Telefonun alınması, hürriyeti kısıtlama suçunun işlenmesini kolaylaştıran ve devamını sağlayan bir araç fiil niteliğindedir. Bu eylem, daha ağır olan ve daha geniş bir hukuki yararı koruyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu tarafından tüketilir ve onun içinde erir. Failin tek bir kastı (mağduru alıkoymak) ve tek bir fiili (alıkoyma ve bu sırada iletişimi kesme) vardır. Bu nedenle, faile sadece TCK m. 109'dan (gerekirse nitelikli halleriyle) ceza verilmelidir. Ayrıca TCK m. 124'ten de mahkumiyet kararı verilmesi, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz) ilkesine aykırı olup, bozma nedenidir. (Kaynak: haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)