Kambiyo senedine dayalı bir takipte, borçlunun imza inkârı iddiası üzerine İcra Mahkemesi'nde açılan 'imzaya itiraz' davası ile genel mahkemelerde (Asliye Hukuk/Ticaret) açılan 'menfi tespit' davası arasındaki temel farklar nelerdir? İmza inkârı iddiası menfi tespit davasına konu edilebilir mi?
İki dava türü arasında amaç, kapsam, ispat yükü ve sonuçları açısından temel farklar vardır: 1) İmzanın İnkârı (İcra Mahkemesi - İİK m. 170): Bu dava, icra takibini durdurmaya yönelik, daha dar kapsamlı ve hızlı bir usuldür. Sadece imzanın borçluya ait olup olmadığı incelenir. İspat yükü, alacağı takibe koyan alacaklıdadır; alacaklı, imzanın borçluya ait olduğunu ispatlamak zorundadır. İtiraz kabul edilirse takip durur. Reddedilirse takip devam eder ve borçlu %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilebilir. 2) Menfi Tespit Davası (Genel Mahkeme - İİK m. 72): Bu dava, borcun maddi hukuk açısından mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Kapsamı daha geniştir. İmza sahteliğinin yanı sıra, bedelsizlik, zamanaşımı, ehliyetsizlik gibi her türlü maddi ve hukuki sebep ileri sürülebilir. Evet, imza inkârı iddiası menfi tespit davasına da konu edilebilir. Bu davada ispat yükü, senedin altındaki imzanın sahte olduğunu iddia eden davacı-borçludadır. Dava kabul edilirse, borçlunun borçlu olmadığı kesin hükümle tespit edilir ve takip iptal edilir. İmzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa dava reddedilir. Özetle, imzaya itiraz dar kapsamlı bir takip hukuku yolu iken, menfi tespit davası geniş kapsamlı bir maddi hukuk tespit davasıdır. (Kaynak: kambiyo-senedinde-cek-bono-bedelsizlik-iddiasi-ile-menfi-tespit-davasi.html)