Bir kişi, satıcı ile yaptığı sözleşmeye dayanarak aldığı bir malın bedelini ödemek için imzaladığı bonoyu, daha sonra malın ayıplı çıkması nedeniyle ödemekten imtina etmektedir. Alacaklının başlattığı kambiyo takibine karşı borçlunun açacağı menfi tespit davasının hukuki temelini, 'bedelsizlik' kavramı ve 'temel ilişkiye dayalı kişisel defi'ler açısından açıklayınız.
Bu durumda açılacak menfi tespit davasının hukuki temeli, senedin 'kısmen veya tamamen bedelsiz' kaldığı iddiasına ve temel borç ilişkisinden kaynaklanan 'kişisel defi' hakkına dayanır. Açıklaması şöyledir: 1) Bedelsizlik Kavramı: Bir kambiyo senedinin (bono) düzenlenmesinin temelinde genellikle bir borçlandırıcı işlem (satış, hizmet vb.) yatar. Senedin 'bedeli', bu temel ilişkiden doğan alacaktır. Eğer temel ilişki sakatsa (örneğin, satılan mal ayıplı ise), alacaklı borcunu tam olarak yerine getirmemiş demektir. Bu durumda borçlu, ayıplı mal nedeniyle alacaklıya karşı bedelde indirim veya sözleşmeden dönme gibi haklara sahip olur. Bu haklar, senede yansıdığında, senedin o oranda 'bedelsiz' kalması sonucunu doğurur. 2) Kişisel Defi: Bedelsizlik iddiası, senedin soyutluğuna bir istisna olarak, senedin tarafları (düzenleyen ve lehtar) arasında ileri sürülebilen bir 'kişisel defi'dir. Borçlu, alacaklıya karşı, 'Sana olan senet borcumun sebebi mal alımıydı, ancak mal ayıplı çıktığı için sana olan borcum azaldı veya sona erdi, bu nedenle senet bedelsizdir' diyebilir. Menfi tespit davası, bu kişisel definin mahkeme kararıyla tespit edilerek, kambiyo senedinden doğan borcun mevcut olmadığının veya iddia edilenden daha az olduğunun saptanmasını amaçlar. (Kaynak: kambiyo-senedinde-cek-bono-bedelsizlik-iddiasi-ile-menfi-tespit-davasi.html)