Bir polis memurunun, izinsiz bir gösteri sırasında, göstericilerden birine doğru doğrudan nişan alarak biber gazı fişeği atması ve bu fişeğin isabet ettiği göstericinin ölmesi durumunda, polisin eylemi TCK açısından nasıl nitelendirilmelidir? 'Kanunun hükmünü yerine getirme' (TCK m. 24) veya 'meşru savunma' (TCK m. 25) gibi hukuka uygunluk nedenleri bu olayda uygulanabilir mi?
Bu eylem, TCK m. 81 (kasten öldürme) suçunun olası kastla (TCK m. 21/2) işlenmiş hali veya en hafif ihtimalle TCK m. 85'in bilinçli taksirle işlenmiş hali (TCK m. 22/3) olarak nitelendirilmelidir. Hukuka uygunluk nedenleri bu olayda uygulanamaz: 1) Kanunun Hükmünü Yerine Getirme (TCK m. 24): Polisin zor kullanma yetkisi, PVSK m. 16'da düzenlenmiştir. Ancak bu yetki, 'orantılılık' ve 'kademelilik' ilkeleriyle sınırlıdır. Biber gazı fişeğinin doğrudan bir insana doğru ateşlenmesi, potansiyel olarak öldürücü bir güç kullanmak anlamına gelir ve gösteriyi dağıtma amacı ile orantılı değildir. Bu, yetkinin sınırlarının aşılmasıdır. İHAM'ın Ataykaya/Türkiye kararında da bu tür bir kullanımın orantısız güç olduğu vurgulanmıştır. 2) Meşru Savunma (TCK m. 25): Meşru savunmanın uygulanabilmesi için, polise veya başkasına yönelmiş, haksız, devam eden veya tekrarı muhakkak bir 'saldırı' olması ve savunmanın bu saldırıyla orantılı olması gerekir. Göstericinin fiili bir saldırısı olmadığı sürece, sadece gösteriye katılıyor olması meşru savunma koşullarını oluşturmaz. Saldırı olsa bile, doğrudan hedefe ateş etmek genellikle orantılı bir savunma olarak kabul edilmez. Sonuç olarak, polisin eylemi hukuka aykırıdır ve kasıt/taksir derecesine göre öldürme suçundan sorumluluğunu doğurur. (Kaynak: biber-gazi-kapsulu-sonucu-olum-yasam-hakki.html)