Bir sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109) işlerken, mağdurun yardım çağırmasını engellemek amacıyla cep telefonunu elinden alması eylemi, ayrıca TCK m. 124'teki 'haberleşmenin engellenmesi' suçunu oluşturur mu? Bu durumda 'bileşik suç' hükümleri uygulanabilir mi?
Hayır, bu eylem ayrıca haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturmaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/142 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür durumlarda 'bileşik suç' (TCK m. 42) veya 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi söz konusudur. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, doğası gereği mağdurun haberleşme özgürlüğünü de kısıtlayan bir eylemdir. Mağdurun telefonunun elinden alınması, hürriyeti kısıtlama eyleminin devamını sağlamaya ve suçun işlenmesini kolaylaştırmaya yönelik bir araç fiildir. Bu eylem, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun daha ağır cezayı gerektiren temel suçunun içinde erimiş sayılır. Yani, telefonun alınması, ana suç olan hürriyeti kısıtlama fiilinin bir parçasıdır ve onun tarafından tüketilir. Bu nedenle, failin kastı da bir bütün olarak hürriyeti kısıtlamaya yöneliktir. Fail, bu durumda sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (gerekirse nitelikli hallerinden) cezalandırılır; ayrıca haberleşmenin engellenmesi suçundan ceza verilmesi bozma nedeni sayılır. (Kaynak: haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)