Bir sanık hakkında hem TCK m. 105 (cinsel taciz) hem de TCK m. 225 (hayasızca hareketler) suçlarından kamu davası açılmıştır. Mahkeme, eylemin tek bir fiilden ibaret olduğunu ve TCK m. 44 (fikri içtima) gereğince sadece cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı vermiştir. Bu durumda, hayasızca hareketler suçundan açılan dava hakkında ne tür bir karar verilmesi gerekir? 'Beraat' kararı mı, yoksa 'karar verilmesine yer olmadığına' mı hükmedilmelidir?
Bu durumda mahkemenin, hayasızca hareketler suçundan açılan dava hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' (veya düşme) hükmetmesi gerekir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/43435 E., 2017/10556 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK m. 44 (fikri içtima) uygulandığında, sanığın tek fiili hukuken tek bir suç olarak kabul edilir ve sadece en ağır cezayı içeren suçtan hüküm kurulur. Diğer suç (daha hafif olan), bu ana suçun içinde erimiş sayılır. Bu nedenle, daha hafif olan hayasızca hareketler suçu hakkında ayrıca bir esasa ilişkin karar (mahkumiyet veya beraat) verilemez. Çünkü fiil zaten cinsel taciz suçu olarak nitelendirilmiş ve cezalandırılmıştır. Aynı fiilden dolayı ikinci bir karar vermek, 'ne bis in idem' (aynı fiilden iki kez yargılama olmaz) ilkesine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle, mahkeme, cinsel tacizden mahkumiyet kararı verirken, hayasızca hareketler suçundan açılan dava için 'karar verilmesine yer olmadığına' veya 'düşme' kararı vermelidir. Beraat kararı verilmesi, fiilin o suçu hiç oluşturmadığı anlamına geleceği için bu durumda hatalı olur. (Kaynak: tck-madde-225-hayasizca-hareketler-sucu.html)