Bir icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, davacı-borçlu, dava dilekçesinde takibe konu senedin 'bedelsiz' olduğunu iddia etmiş, ancak yargılamanın ilerleyen aşamasında ıslah dilekçesi vererek iddiasını 'imza inkârına' dönüştürmüştür. Bu ıslah, HMK m. 182 kapsamında 'kötüniyetli' kabul edilebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, bu durum tek başına kötüniyetli ıslah olarak kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1660 E., 2021/2 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ıslah, tahkikat bitinceye kadar tarafların kullanabileceği bir usuli haktır. Davacının dava sebebini (bedelsizlikten imza inkârına) değiştirmesi, ıslah kurumunun doğası gereğidir. Kötüniyetin varlığı için, ıslahın sadece 'yargılamayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek' amacıyla yapıldığına dair somut delil veya belirtiler bulunmalıdır. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarının icra takibini kendiliğinden durdurmaması (İİK m. 72/3), bu tür bir ıslahın yargılamayı uzatma kastıyla yapıldığına dair karineyi zayıflatır. Davacının senedin aslını yeni gördüğünü ve imzanın kendisine ait olmadığını fark ettiğini iddia etmesi gibi makul bir gerekçe sunması karşısında, sırf dava sebebini değiştirmesi kötüniyet olarak yorumlanamaz. Mahkemenin, kötüniyete dair davalının soyut beyanları dışında bir delil yoksa, ıslah talebini kabul ederek imza incelemesi gibi gerekli tahkikat işlemlerini yapması gerekir. (Kaynak: hmk-madde-182-kotuniyetli-islah.html)