Ceza yargılamasında, mağdurun şikayetinden vazgeçmesinin, TCK m. 124'teki 'haberleşmenin engellenmesi' suçu ile TCK m. 105'teki 'cinsel taciz' suçunun soruşturma ve kovuşturma süreçleri üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.
İki suç arasında şikayetten vazgeçmenin etkisi tamamen farklıdır, çünkü suçların takibinin şikayete bağlı olup olmaması durumu değişiktir. 1) Haberleşmenin Engellenmesi (TCK m. 124): Bu suç, 'takibi şikayete bağlı suçlar' arasında sayılmamıştır. Dolayısıyla soruşturulması ve kovuşturulması re'sen (kendiliğinden) yapılır. Mağdurun şikayetçi olması soruşturmanın başlaması için bir tetikleyici olabilir, ancak bir şart değildir. Savcılık suçu başka bir yolla öğrendiğinde de soruşturma başlatır. Bu nedenle, mağdurun yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçmesi, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Yargılama devam eder ve sanık suçlu bulunursa cezalandırılır. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2015/4405) 2) Cinsel Taciz (TCK m. 105): Bu suç, TCK m. 105/1 uyarınca 'mağdurun şikayeti üzerine' soruşturulur ve kovuşturulur. Şikayet, bir dava şartıdır. Mağdur şikayetçi olmazsa soruşturma başlamaz. Eğer mağdur şikayetçi olduktan sonra, hüküm kesinleşmeden önce şikayetinden vazgeçerse, TCK m. 73/4 uyarınca kamu davası düşer. Özetle, şikayetten vazgeçme haberleşmenin engellenmesi suçunda hukuki bir sonuç doğurmazken, cinsel taciz suçunda davayı sona erdiren bir etkiye sahiptir. (Kaynak: haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)