Bir kimsenin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak ve sahte bir kimlik göstererek bir kişiyi dolandırması eyleminde, TCK m. 158/1-l (kendisini kamu görevlisi olarak tanıtma) ile TCK m. 158/1-d (kamu kurumunu araç olarak kullanma) bentleri arasında bir içtima ilişkisi kurulabilir mi? Yargıtay'ın bu tür olaylarda hangi bendi uygulama eğiliminde olduğunu ve gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198852

Teorik olarak, fail hem kendisini kamu görevlisi olarak tanıttığı için (l) bendini, hem de sahte kimlikle o kurumu araç olarak kullandığı için (d) bendini ihlal etmiş görünmektedir. Ancak bu durumda, TCK m. 44 (fikri içtima) uyarınca, bu bentlerden hangisi daha özel bir düzenleme ise veya daha ağır cezayı öngörüyorsa onun uygulanması gerekir. Yargıtay uygulamada genellikle, eylemin niteliğine göre daha somut ve olayı daha iyi tanımlayan bendi tercih etmektedir. Failin eyleminin merkezinde, mağduru 'kamu görevlisi' sıfatının yarattığı güven ve otorite ile aldatmak yatıyorsa, TCK m. 158/1-l bendi daha özel bir düzenleme olarak kabul edilir ve bu bentten ceza verilir. Sahte kimlik kullanma eylemi, bu 'kamu görevlisi olarak tanıtma' hilesini güçlendiren bir unsur olarak değerlendirilir. Zaten (l) bendi, (d) bendinden sonra kanuna eklenmiş ve bu tür olayları özel olarak düzenleme amacı gütmüştür. Ayrıca (l) bendi için öngörülen cezanın alt sınırı (4 yıl) daha ağır olduğu için, her halükarda bu bendin uygulanması gerekecektir. Dolayısıyla, Yargıtay bu tür olaylarda genellikle TCK m. 158/1-l bendini uygulamaktadır. (Kaynak: oner.av.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi/)