Kambiyo senetlerinin 'mücerretlik (soyutluk)' ilkesi ne anlama gelmektedir? Bu ilkeye rağmen, bir bononun lehtarı, bonoyu düzenleyene karşı başlattığı icra takibinde, düzenleyenin 'bononun dayandığı temel ilişki olan satış sözleşmesi ifa edilmediği için borcum yoktur (bedelsizlik)' şeklinde bir kişisel defi ileri sürmesi mümkün müdür? Bu definin, senedi ciro ile devralan iyi niyetli hamile karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198842

Kambiyo senetlerinin 'mücerretlik (soyutluk)' ilkesi, senedin düzenlenmesine neden olan temel borç ilişkisinden (satış, kira vb.) bağımsız olmasını ve senetten doğan hak ve borçların temel ilişkideki sakatlıklardan etkilenmemesini ifade eder. Bu ilke, senedin tedavül (dolaşım) kabiliyetini korur. Bu ilkeye rağmen, senet borçlusu (düzenleyen), senedin doğrudan tarafı olan lehtara karşı, temel borç ilişkisinden kaynaklanan kişisel defileri (örneğin, bedelsizlik, sözleşmenin ifa edilmemesi) ileri sürebilir. Çünkü lehtar, temel ilişkinin tarafı olduğu için senedin neden bedelsiz kaldığını bilmektedir ve korunmaya layık bir iyi niyeti yoktur. Dolayısıyla düzenleyen, lehtarın açtığı takipte bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davası açabilir. Ancak, senet ciro ile iyi niyetli bir üçüncü kişiye (hamile) devredilmişse, mücerretlik ilkesi tam olarak devreye girer. Borçlu, temel ilişkiden kaynaklanan bu kişisel defiyi, durumu bilmeyen (iyi niyetli) hamile karşı ileri süremez. (TTK m. 687) Borçlu, sadece hamilin senedi devralırken 'bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini' ispatlarsa bu defiyi ona karşı da ileri sürebilir. (Kaynak: kambiyo-senedinde-cek-bono-bedelsizlik-iddiasi-ile-menfi-tespit-davasi.html)