TCK m. 124'te düzenlenen 'haberleşmenin engellenmesi' suçu bağlamında, bir kişinin telefon kablolarını çalmak amacıyla kesmesi eylemi, hem hırsızlık (TCK m. 141/142) hem de haberleşmenin engellenmesi suçunu mu oluşturur? Bu durumda içtima kuralları nasıl uygulanmalıdır? Failin kastının rolünü Yargıtay kararları ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198841

Bu durumda faile sadece hırsızlık suçundan ceza verilir, haberleşmenin engellenmesi suçundan ayrıca ceza verilmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür olaylarda faillerin birincil amacı ve kastı, ekonomik değeri olan kabloları çalarak haksız menfaat elde etmektir. Haberleşmenin engellenmesi, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında zorunlu olarak ortaya çıkan, failin özel olarak kastetmediği bir sonuçtur. Failin kastı haberleşmeyi engellemeye değil, hırsızlığa yöneliktir. Bu nedenle, haberleşmenin engellenmesi suçunun manevi unsuru (kast) oluşmamıştır. Diğer bir yaklaşıma göre ise, tek bir fiil (kablo kesme) ile hem hırsızlık hem de haberleşmenin engellenmesi suçu ihlal edildiğinden, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralı gereğince, faile daha ağır cezayı öngören suçtan (genellikle nitelikli hırsızlık) ceza verilmesi gerekir. Her iki yaklaşımda da sonuç olarak fail, haberleşmenin engellenmesi suçundan ayrıca cezalandırılmaz. (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar : 2017/5874, Kaynak: haberlesmenin-engellenmesi-sucu-cezasi-nedir.html)