CMK m. 291/1, 7035 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle istinaf sonrası temyiz süresini 7 günden 15 güne çıkarmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi'nin, bu değişiklikten haberdar olmayarak veya sehven, sanığın yüzüne karşı verdiği kararda temyiz süresini 'tebliğden itibaren 15 gün' olarak belirtmesi, ancak yürürlükteki eski kanuna göre sürenin 'tefhimden itibaren 7 gün' olması durumunda, sanığın 13. günde yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilir mi? Bu durumun Anayasa'nın 40. maddesiyle ilişkisini kurunuz.
Evet, sanığın temyiz başvurusu süresinde kabul edilir. Anayasa'nın 40/2. maddesi, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu amirdir. CMK'nın 34/2 ve 232/6. maddeleri de bu anayasal zorunluluğu tekrar eder. Mahkemenin, kanun yolunu, süresini ve merciini tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça ve doğru olarak gösterme yükümlülüğü vardır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kanun yolunu yanlış göstererek sanığı yanıltması, onun kanun yoluna başvuru hakkını etkin bir şekilde kullanmasını engellemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, mahkemenin bildirdiği yanlış süreye güvenerek hareket eden sanığın temyiz hakkı korunmalıdır. Mahkemenin neden olduğu bu usuli hata sanığa yükletilemez. Bu nedenle, sanığın, mahkemenin belirttiği 15 günlük süre içinde (olayda 13. gün) yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilerek esastan incelenmelidir. (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas : 2018/2446 Karar : 2018/6746, Kaynak: cmk-madde-291-temyiz-istemi-ve-suresi.html)