CMK m. 145, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılacağını ve gelmezse zorla getirileceğinin davetiyeye yazılacağını belirtmektedir. Buna karşın, CMK m. 146, hakkında tutuklama kararı verilebilecek veya yakalama emri düzenlenebilecek durumlarda zorla getirme kararı verilebileceğini düzenler. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının, sadece ifadesini almak istediği ancak hakkında tutuklama veya yakalama emri koşulları bulunmayan bir şüpheliyi, usulüne uygun davetiyeye rağmen gelmemesi üzerine doğrudan 'zorla getirme' yetkisi var mıdır, yoksa Sulh Ceza Hakiminden mi bu kararı talep etmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198834

Bu konu doktrinde ve uygulamada tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın benimsediği görüşe göre Cumhuriyet savcısının doğrudan zorla getirme kararı verme yetkisi yoktur, bu kararı Sulh Ceza Hâkiminden talep etmelidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2006/7741 E., 2006/15580 K. sayılı kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Gerekçe olarak, mülga CMUK'un aksine, 5271 sayılı CMK'nın 161. maddesinde savcının yetkileri arasında zorla getirme kararı vermeye yer verilmediği, CMK m. 146'nın ise bu yetkiyi 'hâkim veya mahkeme'ye tanıdığı vurgulanmıştır. Maddenin 4. fıkrasında hâkim ve mahkeme için 'çağıran' tabiri kullanılırken, savcı için 'isteyen' kelimesinin kullanılması, kanun koyucunun savcının bu konuda hâkimden 'istemde' bulunmasını öngördüğünü göstermektedir. Dolayısıyla, usulüne uygun davetiyeye rağmen gelmeyen şüpheli hakkında, soruşturma aşamasında zorla getirme kararını verme yetkisi Sulh Ceza Hâkimine aittir; savcı bu yönde sadece talepte bulunabilir. (Kaynak: cmk-madde-145-ifade-veya-sorgu-icin-cagri.html)