CMK m. 110'a göre adli kontrol kararı verme ve kaldırma yetkisi kural olarak hakime aittir. Ancak, metinde yer alan Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2008/17473 K. sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının şüpheli hakkındaki adli kontrol tedbirini kaldırma yetkisinin olduğu hangi hukuki gerekçeye (kıyas) dayandırılmıştır? Bu yorumun, kanun koyucunun CMK m. 103/2 ve m. 110/2'deki düzenleme amacı karşısındaki yerini tartışınız.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, Cumhuriyet savcısının adli kontrol tedbirini kaldırma yetkisi olduğu, 'kıyas' yoluyla ve 'çoğun içinde az da vardır' (argumentum a maiori ad minus) ilkesine dayandırılmıştır. Kararın gerekçesi şudur: CMK m. 103/2, Cumhuriyet savcısına, daha ağır bir koruma tedbiri olan 'tutukluluğun' gereksiz olduğu kanısına vardığında, şüpheliyi hakim kararı olmaksızın re'sen serbest bırakma yetkisi vermektedir. Yargıtay, madem ki savcı daha ağır olan tutukluluğu kaldırabiliyor, o halde daha hafif olan adli kontrol tedbirini de 'evleviyetle' (haydi haydi) kaldırabilmelidir şeklinde bir yorum yapmıştır. Bu yorum, CMK m. 110/2'nin adli kontrolün kaldırılması için 'hakim kararı' arayan açık hükmüyle çelişiyor gibi görünse de, ceza muhakemesinin şüpheli lehine yorumlanması ve usul ekonomisi ilkeleriyle desteklenebilir. Kanun koyucu, m. 110/2'de savcıya sadece 'istemde bulunma' yetkisi tanımış olsa da, Yargıtay kararı, m. 103/2'deki yetkiyi kıyasen genişleterek pratik bir çözüm üretmiştir.