Sahte içki (metil alkol içeren) üretip satarak ölüme neden olma eylemi, TCK'da düzenlenen 'olası kastla öldürme' (TCK m. 21/2, 81) ile 'bilinçli taksirle (taksirli) öldürme' (TCK m. 22/3, 85) suçları arasındaki ayrım çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir? Failin neticeyi 'öngörmesi' ancak 'istememesi' (bilinçli taksir) ile neticeyi 'öngörüp kabullenmesi' (olası kast) arasındaki kritik farkı, metindeki madde gerekçelerinden yararlanarak açıklayınız.
Bu eylemin hukuki nitelendirmesi, failin iç dünyası ve neticeye olan tavrına göre 'olası kastla öldürme' veya 'bilinçli taksirle öldürme' olarak değişir. Aradaki kritik fark şudur: - **Bilinçli Taksirle Öldürme (TCK m. 22/3, 85):** Fail, eyleminin (sahte içki satmanın) ölüme yol açabileceğini 'öngörür', ancak bu neticenin gerçekleşmesini 'istemez'. Fail, 'bir şey olmaz', 'bana denk gelmez' gibi düşüncelerle, şansa veya kendi ustalığına güvenerek hareketini sürdürür. Neticenin gerçekleşmesini istememekle birlikte, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranır. - **Olası Kastla Öldürme (TCK m. 21/2, 81):** Fail, eyleminin ölüme yol açabileceğini 'öngörür' ve bu neticenin meydana gelmesini 'kabullenir'. Fail, 'olursa olsun' mantığıyla hareket eder. Neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesi onun için kayıtsızdır. TCK m. 21'in gerekçesindeki kırmızı ışıkta geçen otobüs şoförü örneğinde olduğu gibi, fail muhtemel sonucu göze almıştır. Sahte içki olayında, eğer fail kullandığı metil alkolün öldürücü olduğunu biliyor ve buna rağmen 'içen ölürse ölsün, ben paramı kazanayım' düşüncesiyle satıyorsa, bu durum 'olursa olsun' mantığına uyduğu için 'olası kastla öldürme' suçunu oluşturur. Ancak, metil alkol kullandığını bilmekle birlikte ölümcül bir sonuç doğurmayacağına inanıyor, bu riski hafife alıyorsa 'bilinçli taksir'den söz edilebilir. Yargıtay, genellikle bu tür eylemleri 'olası kast' olarak değerlendirme eğilimindedir.