Anayasa Mahkemesi ve AİHM, imar planlarıyla mülkiyet hakkına getirilen uzun süreli kısıtlamaları hangi temel ilke çerçevesinde değerlendirmektedir? Sporrong ve Lönnroth-İsveç kararının bu konudaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #198380

Anayasa Mahkemesi ve AİHM, imar planlarıyla mülkiyet hakkına getirilen uzun süreli kısıtlamaları, 'kamu yararı' ile 'bireyin mülkiyet hakkı' arasında bulunması gereken 'adil denge' veya 'orantılılık' ilkesi çerçevesinde değerlendirmektedir. Devletin kamu yararı amacıyla mülkiyeti düzenleme ve kontrol etme yetkisi vardır, ancak bu müdahale birey üzerine aşırı ve orantısız bir yük getirmemelidir. Metinde atıf yapılan Sporrong ve Lönnroth-İsveç kararı, bu alandaki temel AİHM içtihadıdır. Bu kararda AİHM, 20 yılı aşan kamulaştırma izni ve inşaat yasağının, belirsizlik yaratması ve maliklere tazminat ödenmemesi nedeniyle kamu yararı ile birey hakkı arasındaki adil dengeyi bozduğuna ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Bu karar, imar kısıtlamalarının süresiz olamayacağını ve malikin uğradığı zararın bir şekilde telafi edilmesi gerektiğini ortaya koyan bir dönüm noktasıdır.