İrtikap suçu (TCK m. 250) ile rüşvet suçu arasındaki temel ayrım, menfaati sağlayan kişinin iradesi ve fiilin hukuki zemini açısından nedir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2014/4881 sayılı kararındaki olayda, polis memurunun eylemi neden irtikap değil, rüşvet olarak nitelendirilmiştir?
İrtikap suçu ile rüşvet suçu arasındaki temel ayrım, menfaati sağlayan kişinin iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı ve fiilin hukuka uygun bir zeminde başlayıp başlamadığıdır. İrtikap suçunda, kamu görevlisi görevini veya nüfuzunu kullanarak mağduru zorlar (icbar) veya aldatır (ikna), dolayısıyla mağdurun iradesi sakatlanmıştır. Rüşvet suçunda ise, her iki tarafın (kamu görevlisi ve menfaati sağlayan kişi) da iradesi yolsuz bir anlaşma üzerinde birleşir; bir irade sakatlığı yoktur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/4881 sayılı kararında, KGS kartı olmayan sürücülere yasa dışı geçiş yaptıran kişilerin, kendilerine engel olmaması için polis memuruna para vermesi olayı rüşvet olarak nitelendirilmiştir. Çünkü para veren kişiler de 'yasal olmayan bir zeminde' yer almaktadır ve memurun baskısından kolayca kurtulma imkanına sahiptirler. Burada bir zorlama veya aldatma değil, karşılıklı bir menfaat anlaşması söz konusudur. Bu nedenle eylem, irtikap suçunun icbar veya ikna unsurunu taşımadığı için rüşvet olarak kabul edilmiştir.