Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/4617 sayılı kararında, evden kaçan 17 yaşındaki mağdurenin, polis memuru olan sanığın evinde bir gece kalması eylemi neden 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçu olarak kabul edilmemiştir? Mahkeme, eylemi hangi suç kapsamında değerlendirmiş ve hangi usuli eksikliğe dikkat çekmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #197155

Anılan Yargıtay kararında, sanığın eyleminin 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturmadığına karar verilmiştir. Çünkü sanığın, mağdurenin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetini hukuka aykırı olarak kısıtladığına (cebir, tehdit veya hile ile alıkoyduğuna) dair yeterli delil bulunmamaktadır. Mağdure, kendi isteğiyle ve gidecek başka bir yeri olmadığı için sanıkla birlikte evine gitmiştir. Yargıtay, bu eylemin TCK m. 234/3'te düzenlenen ve uzlaştırma kapsamında olan 'çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, mahkemenin öncelikle CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma işlemi yapması, uzlaşma sağlanamazsa yargılamaya devam etmesi gerekirken, doğrudan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı vermesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.