Bir istihkak davasında, davacı üçüncü kişinin, iddiasını İİK'da belirtilen 7 günlük hak düşürücü süre içinde ileri sürmemesinin hukuki sonucu nedir? Bu sürenin 'hak düşürücü süre' olmasının, 'zamanaşımı süresi' olmasından farkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #197064

Davacı üçüncü kişinin, istihkak iddiasına dayalı davayı İİK'da öngörülen 7 günlük süre içinde açmaması halinde, bu hakkını 'kaybeder'. Yani, o icra takibi dosyası için, o hacizli mal üzerinde bir daha istihkak iddiasında bulunamaz ve dava açamaz. Mal üzerindeki haciz kesinleşir ve alacaklı satış isteyebilir. Bu sürenin 'hak düşürücü süre' olmasının 'zamanaşımı süresi' olmasından temel farkı şudur: - Zamanaşımı Süresi: Hakkın kendisini sona erdirmez, sadece o hakkın 'dava yoluyla talep edilebilmesini' engeller. Karşı taraf (davalı) zamanaşımı def'inde bulunmazsa, hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz. - Hak Düşürücü Süre: Hakkın 'kendisini' sona erdirir. Sürenin geçmesiyle birlikte o hak tamamen ortadan kalkar. Hâkim, hak düşürücü sürenin geçip geçmediğini, taraflar ileri sürmese bile, davanın her aşamasında 're'sen (kendiliğinden)' dikkate almak zorundadır. İstihkak davasındaki 7 günlük süre, hakkın özünü ortadan kaldırdığı için çok daha katı ve kesin sonuçlar doğurur. (Kaynak: www.calinokcuhukuk.com/istihkak-davasi/)