Bir icra takibinde, borçlunun 'imzaya itirazı' üzerine alacaklının İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması davası açması, dava şartı arabuluculuk kapsamında mıdır? Bu durumu, 'tahliye taahhüdüne dayalı' bir takipte imzaya itiraz edilmesi halinden ayıran temel fark nedir?
Hayır, genel bir icra takibinde imzaya itiraz üzerine İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılacak 'itirazın kaldırılması' davası, dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen bu davalar, özel ve hızlı bir yargılama usulüne tabi olduğu için arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Ancak, eğer takip 'tahliye taahhüdüne dayalı' olarak başlatılmış ve kiracı bu taahhütnamedeki imzaya itiraz etmişse, durum değişir. Kiraya verenin bu durumda açacağı dava, imzanın kiracıya ait olduğunun tespiti ve tahliyenin sağlanması istemli bir dava olup, bu dava İcra Hukuk Mahkemesi'nde değil, 'Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Kira uyuşmazlıklarından kaynaklanan bu tür davalar ise, 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca 'dava şartı arabuluculuk' kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla, kiraya verenin bu davayı açmadan önce arabulucuya başvurması zorunludur. Temel fark, davanın görüleceği mahkemenin (İcra Hukuk vs. Sulh Hukuk) farklı olması ve kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk kapsamına alınmış olmasıdır. (Kaynak: oner.av.tr/kiralananin-icra-yoluyla-tahliyesi/)