Devletin, haksız tutuklama nedeniyle ödediği tazminatı, ilgili hâkim veya savcıya rücu edebilmesi için aranan 'görevini kötüye kullanma' şartı, basit bir 'hukuki hata'dan nasıl ayırt edilir? Bu ayrımda hangi kriterler rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #197025

'Görevi kötüye kullanma' ile 'basit hukuki hata' arasındaki ayrım, rücu davasının temelini oluşturur. Ayrımda rol oynayan kriterler şunlardır: 1) Kast veya Ağır İhmal: Görevi kötüye kullanma, genellikle hâkimin veya savcının 'kasıtlı' olarak hukuka aykırı bir karar vermesini veya 'ağır ihmal' derecesinde bir özensizlik göstermesini gerektirir. Örneğin, lehe olan çok açık bir delili kasten görmezden gelmek. 2) Keyfilik: Verilen kararın, hukuki dayanaktan tamamen yoksun, bariz bir şekilde keyfi olması gerekir. 3) Mevzuatın Açıklığı: Yorum gerektiren, tartışmalı bir hukuki konuda yapılan hata, genellikle 'basit hukuki hata' olarak kabul edilir. Ancak, kanunun çok açık ve emredici bir hükmüne aykırı davranmak, görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Kısacası, her hukuki hata rücu sebebi değildir. Rücu için, hâkim veya savcının tarafsızlığını ve hukuka bağlılığını zedeleyen, objektif bir gözlemci için 'mazur görülemez' nitelikte bir davranışının olması gerekir. Yargısal takdir yetkisinin olağan sınırları içinde yapılan bir hata, rücuya yol açmaz. (Kaynak: www.calinokcuhukuk.com/haksiz-tutuklama-nedeniyle-tazminat-davasi/)