7499 sayılı Kanunla TCK m. 220/6'ya getirilen yeni düzenlemedeki ceza miktarı (2 yıl 6 ay - 6 yıl), silahlı örgüt üyeliği (TCK m. 314/2) için öngörülen temel ceza miktarı (artırımlarla) ile neredeyse aynıdır. Bu durumun, 'suçların ve cezaların orantılılığı (ölçülülük)' ilkesi açısından yarattığı temel sorun nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #197023

Bu durumun yarattığı temel sorun, birbirinden farklı ağırlıktaki iki ayrı suç tipinin, neredeyse aynı ağırlıkta bir yaptırımla karşılanmasıdır. 'Suçların ve cezaların orantılılığı' ilkesi, işlenen fiilin haksızlık içeriği ile verilecek cezanın ağırlığı arasında makul bir denge olmasını gerektirir. - Silahlı Örgüt Üyeliği: Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı, örgütle organik bir bağ kurmayı, süreklilik ve yoğunluk arz eden bir iradeyi gerektirir. Bu, daha ağır ve tehlikeli bir suç tipidir. - Üyesi Olmadığı Örgüt Adına Suç İşleme: Kişinin örgüte organik bir bağı olmaksızın, tek bir eylemle veya daha gevşek bir ilişkiyle suç işlemesidir. Bu eylemin haksızlık içeriği, kural olarak üyeliğe göre daha azdır. Yeni düzenlemenin, bu daha az ağır fiil için, daha ağır olan üyelik fiiliyle neredeyse aynı ceza aralığını öngörmesi, ölçülülük ilkesini zedelemektedir. Hukukta, daha az haksızlık içeren eylemin, daha az bir ceza ile karşılanması beklenir. Bu düzenleme, bu dengeyi bozma potansiyeli taşımaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/uyesi-olmadigi-silahli-orgut-adina-suc-isleme-sucuna-iliskin-yeni-hukmun-tatbiki)