HMK'da düzenlenen 'elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet' rejiminde, ortakların oybirliği ile hareket etme zorunluluğunun, yargısal uygulamada 'bir ortağın tek başına dava açabilmesi' şeklinde yumuşatılmasının hukuki sonuçları nelerdir? Tek başına dava açan ortağın, davaya devam edebilmesi için hangi usuli eksikliği gidermesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #197020

Elbirliği mülkiyetinde (örneğin miras ortaklığı), kural olarak tüm ortakların oybirliğiyle hareket etmesi gerekir (TMK m. 702). Ancak yargısal uygulama, bu kuralı usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğü lehine yumuşatmıştır. Buna göre, ortaklardan 'biri tek başına' dava açabilir. Bu, davanın en başından reddedilmesini önler. Ancak bu, davanın sonuna kadar tek başına yürütülebileceği anlamına gelmez. Tek başına dava açan ortağın, davaya devam edebilmesi için, diğer ortakların davaya 'onay (muvafakat)' vermelerini sağlaması veya mahkemeden TMK m. 640 uyarınca 'ortaklığa (miras şirketine) bir temsilci atanmasını' talep etmesi gerekir. Bu usuli eksiklik giderilmezse, yani diğer ortakların onayı alınmaz veya temsilci atanmazsa, mahkeme taraf ehliyeti (pasif husumet ehliyeti) sağlanamadığı için davayı 'usulden reddeder'. Bu yumuşatma, hak kaybını önlemek için bir fırsat tanır, ancak zorunlu dava arkadaşlığının özünü ortadan kaldırmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-409-itiraz-hakkindan-feragat.html)