Bir polis memurunun, görev yaptığı köprü gişelerindeki yasa dışı faaliyetlere (korsan geçiş, seyyar satıcılık) göz yummak karşılığında düzenli olarak para alması eylemi, Yargıtay 5. CD 2014/4881 sayılı kararında neden 'irtikap' değil de 'rüşvet alma' suçu olarak nitelendirilmiştir? Kararda vurgulanan, rüşvet ve irtikap suçları arasındaki temel ayrım noktası nedir?
Yargıtay, bu kararda eylemi 'rüşvet alma' suçu olarak nitelendirmiştir. İki suç arasındaki temel ayrım noktası, 'taraflar arasındaki ilişki' ve 'mağdurun iradesi'dir. Karara göre rüşvet suçunun oluşması için; 1) Taraflar Arasında Anlaşma: Rüşvet, kamu görevlisinin yapması veya yapmaması gereken bir iş karşılığında, karşı tarafla 'anlaşarak' menfaat temin etmesidir. Karşılıklı bir irade uyuşması vardır. 2) Yasal Olmayan Zemin: Rüşvet veren taraf da yasa dışı bir menfaat elde etme peşindedir ve hukuka aykırı bir zemindedir. Somut olayda, korsan geçiş yaptıran kişiler de yasa dışı bir faaliyet içindedir ve polisin işlem yapmamasından menfaat sağlamaktadır. 3) İcbar veya İknanın Yokluğu: İrtikap suçunda ise fail (kamu görevlisi), görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak mağduru zorlar (icbar) veya hileyle kandırır (ikna). Mağdurun iradesi sakatlanmıştır. Olayda ise polis memurunun, korsan geçiş yaptıran kişileri zorladığına veya kandırdığına dair bir delil yoktur; aksine, karşılıklı bir menfaat ilişkisi ve anlaşma vardır. Bu nedenle eylem, irtikap değil, rüşvet olarak kabul edilmiştir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/irtikap-sucu-ve-cezasi)