Bir belediye başkan adayının, seçimleri kaybettikten sonra halka hitaben 'Ağrı’da kan gövdeyi götürecek' şeklinde konuşması, Yargıtay 9. CD 2010/12518 sayılı kararında neden 'suç işlemeye tahrik' (TCK m. 214/1) olarak kabul edilmiş, ancak bu konuşma sonrası çıkan olaylardaki (mala zarar verme, polise direnme) suçlara 'azmettirme' olarak nitelendirilmemiştir?
Yargıtay, bu ayrımı yaparken 'azmettirme' ve 'tahrik' suçlarının unsurları arasındaki farka odaklanmıştır. Azmettirme (TCK m. 38), belirli bir kişiyi, 'belirli bir suçu' işlemeye karar verdirmektir. Yani somut bir hedef ve somut bir eylem çağrısı gerektirir (Örn: 'Gidin, şu adama ait dükkanı yakın!'). Tahrik (TCK m. 214/1) ise, belirli olmayan kimselere yönelik, genel ve soyut nitelikte, suç işlemeye yönelik bir kışkırtmadır. Yargıtay'a göre, 'Ağrı'da kan gövdeyi götürecek' ifadesi, belirli bir eylem (şu binayı yak, şu kişiye saldır gibi) çağrısı içermeyen, 'genel nitelikte' bir kışkırtmadır. Bu sözler ile sonrasında kalabalık tarafından işlenen somut suçlar (mala zarar verme, polise direnme) arasında doğrudan bir 'azmettirme' ilişkisi, yani nedensellik bağı kurulamamıştır. Fail, topluluğu bu spesifik suçları işlemeye yönlendirmemiştir. Bu nedenle eylem, daha genel bir tehlike suçu olan 'suç işlemeye tahrik' olarak kabul edilmiş, somut suçların azmettireni olarak sorumlu tutulmamıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-214-suc-islemeye-tahrik-sucu.html)