ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen ve örgüt üyeliğinden yargılanan iki sanıktan birinin, diğerinin telefonuna ByLock programını yüklediği ve yazışma içeriklerinin örgütsel olmadığı, özel hayata ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay'ın bu durumda, programı yükleten sanık hakkında onama, kendisine program yüklenen sanık hakkında ise bozma kararı vermesinin temel mantığı nedir?
Yargıtay'ın bu ayrımı yapmasının temel mantığı, 'suçun manevi unsuru' olan kastın her sanık için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği ilkesidir. 1) Programı Yükleten (Onama Verilen) Sanık: Bu sanığın, örgütün gizli haberleşme programını bilerek ve isteyerek başkasının telefonuna dahi yüklemesi, onun 'örgütsel bir amaç ve saikle' hareket ettiğini, programın niteliğini bildiğini ve örgütle organik bir bağı olduğunu gösterir. Dosyadaki diğer delillerle de desteklenen bu durum, üyelik suçunun oluştuğuna işaret eder. 2) Kendisine Program Yüklenen (Bozma Verilen) Sanık: Bu sanık açısından durum farklıdır. Yazışma içeriklerinin örgütsel olmaması, sanığın bu programı sadece diğer sanıkla özel iletişim kurmak için kullandığını, örgütün gizli haberleşme ağına 'bilerek ve isteyerek' dahil olma kastının bulunmadığını gösterir. Sanığın eyleminde, örgüt üyeliği suçunun gerektirdiği 'örgütsel amaç' ve 'örgüte dahil olma iradesi' bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle bu sanık hakkındaki mahkumiyet kararını bozmuştur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Yeni-bylock-karari)