Şerafettin Can Atalay hakkında AYM tarafından verilen hak ihlali kararının uygulanmaması üzerine, AYM'nin 'milletvekilliğinin düşme işleminin yok hükmünde olduğuna' dair bir karar vermesi, Anayasa'daki hangi ilkenin bir yansımasıdır? 'Yok hükmünde olma' yaptırımının, bir işlemin 'iptal edilebilir' olmasından farkı nedir?
'Yok hükmünde olma' yaptırımı, idare hukukundaki 'yokluk' teorisinin anayasa yargısındaki bir yansımasıdır. Bir işlemin 'yok hükmünde' sayılması, o işlemin hukuken hiç doğmamış, varlık kazanmamış kabul edilmesidir. Bu, idari işlemin unsurlarından olan yetki veya sebep gibi unsurlardaki çok ağır ve bariz bir sakatlık durumunda ortaya çıkar. AYM, kendi kararını uygulamayan bir yargı veya yasama işleminin, anayasal düzenin temelini (hukuk devleti, kararların bağlayıcılığı) sarstığını ve bu nedenle hukuki bir varlık kazanamayacağını ifade etmek için bu yaptırımı kullanır. 'İptal edilebilirlik' ise, hukuka aykırı olmasına rağmen, yetkili bir makam tarafından iptal edilene kadar hukuken geçerli sayılan ve sonuç doğuran işlemleri ifade eder. Yoklukta ise işlem en başından beri yoktur ve herkes tarafından yok sayılabilir. AYM'nin bu yaptırımı kullanması, anayasal hiyerarşiye ve kendi kararlarının üstünlüğüne yapılan ağır bir saldırıya karşı en sert hukuki tepkiyi verdiğini gösterir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/instagramin-kapatilmasi-ve-AYM)