Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda (TCK m. 109), mağdurun hareket serbestisinin 'önemli sayılabilecek bir süre' kısıtlanması gerektiği belirtilmektedir. Bu 'önemlilik' kriteri nasıl belirlenir? Bir kişiyi asansörde birkaç saniyeliğine kilitlemek ile bir odaya yarım saatliğine kilitlemek arasındaki farkı, suçun oluşumu açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196995

Bu 'önemlilik' kriteri, kanunda sayısal olarak belirtilmemiştir ve her somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından takdir edilir. Kriterin belirlenmesinde, sadece geçen süre değil, aynı zamanda kısıtlamanın niteliği, mağdur üzerindeki etkisi ve failin kastı da rol oynar. Bir kişiyi asansörde şaka amaçlı birkaç saniyeliğine alıkoymak, genellikle hürriyeti kısıtlamanın 'önemli' bir boyuta ulaşmadığı ve suçun manevi unsurunun (hürriyeti yoksun bırakma kastının) tam olarak oluşmadığı kabul edilerek suç sayılmayabilir. Bu, anlık ve önemsiz bir kısıtlama olarak görülebilir. Ancak bir kişiyi bir odaya yarım saatliğine kilitlemek, mağdurun iradesi dışında belirli bir yerde kalmaya zorlandığı, hareket özgürlüğünün net ve 'önemli sayılabilecek' bir süre boyunca ortadan kaldırıldığı bir durumdur. Bu, TCK m. 109'daki suçun tüm unsurlarını (maddi ve manevi) açıkça oluşturur. Önemlilik, hem objektif (süre, mekan) hem de sübjektif (mağdurun algısı) unsurlara göre değerlendirilir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu-ve-cezasi)