Danıştay 5. Dairesi'nin 2018/18645 sayılı kararında, eski tarihli bir Tüzüğe dayanılarak verilen bir disiplin cezasının iptali talebi incelenirken, 'lehe kanun uygulaması' ilkesinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğuna işaret edilmiştir. Bu ilkenin, TCK m. 7'deki düzenleme ile karşılaştırıldığında, disiplin hukukundaki uygulama alanı ve sınırları ne olabilir?
TCK m. 7'de düzenlenen 'lehe kanun ilkesi', ceza hukukunun temel bir prensibidir ve suç ile ceza arasındaki ilişkiyi düzenler. Danıştay'ın bu kararda atıf yaptığı 'lehe kanun uygulamasının disiplin cezaları yönünden de uygulanması', bu ilkenin bir benzerinin idare hukuku ve disiplin hukuku alanında da, bir 'hukukun genel ilkesi' olarak kabul edildiğini gösterir. Uygulama alanı ve sınırları şöyledir: Eğer bir memurun fiili işlediği tarihte yürürlükte olan bir kanun veya yönetmelik, daha sonra değiştirilir ve yeni düzenleme o fiili artık disiplin suçu saymıyorsa veya daha hafif bir ceza öngörüyorsa, henüz kesinleşmemiş disiplin cezaları için lehe olan yeni düzenleme uygulanmalıdır. Bu, 'hukuki güvenlik' ve 'adalet' ilkelerinin bir gereğidir. Ancak ceza hukukundaki gibi mutlak ve kanunla düzenlenmiş bir uygulama değildir; daha çok yargı içtihatlarıyla şekillenen bir prensiptir. Özellikle, disiplin cezası kesinleştikten ve uygulandıktan sonra lehe çıkan bir düzenlemenin geriye yürüyüp yürümeyeceği tartışmalıdır ve genellikle ceza hukukundaki kadar geniş yorumlanmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/il-polis-disiplin-kurulu/)