Güvence Hesabı'nın sorumluluğu, kazanın meydana geldiği tarihteki 'zorunlu trafik sigortası poliçesinde yer alan teminat limitleri' ile sınırlıdır. Bu ilkenin, yüksek enflasyon dönemlerinde mağdur açısından yaratabileceği potansiyel hak kayıplarını ve bu soruna karşı yargının geliştirdiği bir çözüm olup olmadığını tartışınız.
Bu ilke, yüksek enflasyon dönemlerinde mağdurlar için ciddi hak kayıpları yaratabilir. Şöyle ki; bir kaza 2020 yılında meydana geldiğinde o yılın teminat limiti (örneğin 400.000 TL) geçerlidir. Ancak dava süreci uzayıp karar 2024 yılında verildiğinde, mağdurun gerçek zararı enflasyon nedeniyle 2.000.000 TL'ye çıkmış olabilir. Güvence Hesabı'nın sorumluluğu kaza tarihindeki limitle (400.000 TL) sınırlı olduğu için, mağdur zararının çok küçük bir kısmını alabilecektir. Bu soruna karşı yargı, özellikle Yargıtay, 'denkleştirme' veya 'munzam (aşkın) zarar' kavramlarını geliştirmiştir. Eğer sigorta şirketinin veya Güvence Hesabı'nın ödemeyi haksız olarak geciktirdiği ispatlanırsa, mağdur, teminat limitini aşan ve enflasyondan kaynaklanan ek zararını (munzam zarar), ödemeyi geciktiren taraftan ayrı bir dava ile talep edebilir. Bu, teminat limitlerinin katı uygulamasının yarattığı adaletsizliği bir ölçüde gidermeye yönelik bir yargısal çözümdür. Ancak bu, Güvence Hesabı'nın kendi içindeki sorumluluğunu değil, temerrüdü (gecikmesi) nedeniyle doğan ek bir sorumluluğu ifade eder. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/guvence-hesabi-nedir-kapsami-nelerdir/)