Bir göreve 'tedviren' görevlendirme ile 'vekaleten' görevlendirme arasında, 657 sayılı DMK uyarınca mali haklar (vekalet aylığı, zam ve tazminatlar) açısından ne gibi bir fark vardır? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını ve 'angarya yasağı' ilkesini nasıl yorumladığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196966

'Vekaleten' görevlendirme, 657 sayılı Kanun'un 86. maddesinde düzenlenen ve belirli şartlar altında vekalet aylığı ödenmesini öngören resmi bir usuldür. 'Tedviren' görevlendirme ise, kanunda açıkça düzenlenmemiş, idari bir ihtiyacı karşılamak üzere bir görevin geçici olarak bir başka memura gördürülmesini ifade eden bir idari pratiktir. Danıştay On Birinci Dairesi'nin 2002/1132 sayılı kararında da belirtildiği gibi, idareler genellikle 'tedviren' görevlendirmelerde herhangi bir ek ödeme yapmama eğilimindedir. Danıştay, kural olarak sadece 'vekaleten' atanan ve asilde aranan şartları taşıyanlara vekalet aylığı ve buna bağlı zam ve tazminatların ödenebileceğini, 'tedviren' görevlendirmelerde bu ödemenin yapılamayacağını kabul etmektedir. Ancak bazı kararlarında, asilde aranan şartları taşımadığı için vekalet aylığı alamayan ancak fiilen o görevi yürüten memurun, Anayasa'nın 'angarya yasağı' ilkesi gereği tamamen karşılıksız bırakılamayacağını ve yaptığı fazla mesai ve üstlendiği sorumluluk karşılığında kendisine 'tazminat' adı altında bir ödeme yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Yani mali haklar açısından vekaleten atama daha güvencelidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-175-madde-dmk/)