Hukuki bir işlemin tanıkla ispat edilebildiği durumlarda, tanıkların sayısı veya sosyal ve ekonomik durumları, beyanlarının delil değeri üzerinde bir etkiye sahip midir? Hakimin, birbiriyle çelişen tanık beyanlarını değerlendirirken hangi ilkelere göre hareket etmesi gerekir?
Hayır, tanıkların sayısı veya sosyal/ekonomik durumları, beyanlarının delil değeri üzerinde doğrudan bir etkiye sahip değildir. Hukukumuzda 'tanıkların sayısıyla üstünlük' diye bir kural yoktur. Bir tarafta tek bir tanığın beyanı, diğer taraftaki beş tanığın çelişkili veya inandırıcılıktan uzak beyanından daha değerli olabilir. Hâkim, tanık beyanlarını HMK m. 254 ve devamı maddeleri uyarınca 'serbestçe' takdir eder. Birbiriyle çelişen tanık beyanlarını değerlendirirken şu ilkelere göre hareket eder: 1) İnandırıcılık ve Tutarlılık: Tanığın genel tavrı, beyanlarının kendi içinde ve dosyadaki diğer delillerle tutarlı olup olmadığı. 2) Görgüye Dayalılık: Tanığın olayı bizzat görüp duymuş mu, yoksa başkasından mı duyduğu. 3) Tarafsızlık: Tanığın taraflarla bir menfaat ilişkisi, husumeti veya akrabalığı olup olmadığı. Akrabalık tek başına beyanı geçersiz kılmaz ama hâkim bu durumu takdirinde dikkate alır. Hâkim, tüm bu unsurları değerlendirerek hangi tanık beyanına neden itibar ettiğini gerekçeli kararında açıklamak zorundadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tanikla-ispat/)