Bir kişi, 'irade dışı' aldığı alkolün etkisiyle suç işlediğinde ceza sorumluluğu ortadan kalkarken (TCK m. 34/1), 'iradi olarak' aldığı alkolün etkisiyle suç işlediğinde tam sorumlu tutulmasının (TCK m. 34/2) temelinde yatan ceza hukuku ilkesi nedir? Bu ilkenin felsefi temelini ve adalet anlayışıyla ilişkisini açıklayınız.
Bu ayrımın temelinde yatan ceza hukuku ilkesi 'actio libera in causa' (sebebinde serbest hareket) ilkesidir. Bu ilkeye göre, bir kişi, kusur yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak bir duruma (alkol, uyuşturucu etkisi vb.) 'kendi iradesiyle' girmişse, bu durumdayken işlediği fiillerden tam olarak sorumlu tutulur. Çünkü fail, kusur yeteneğinin ortadan kalkmasına neden olan hareketi (alkol almayı) yaparken serbest iradeye sahipti. Felsefi temeli, kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarından sorumlu olması gerektiği düşüncesine dayanır. Hukuk sistemi, bir kişinin kendi kendini kusur yeteneğinden yoksun bırakarak işleyeceği suçlar için bir mazeret yaratmasını veya bir 'cezasızlık kalkanı' oluşturmasını engellemek ister. Adalet anlayışıyla ilişkisi ise şudur: Kişinin kendi kusuruyla yarattığı bir durumdan faydalanarak sorumluluktan kaçması, hem toplumsal adalet duygusunu zedeler hem de potansiyel mağdurları korumasız bırakır. TCK m. 34/2, bu ilkenin yasal bir yansımasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-34-gecici-nedenler-alkol-veya-uyusturucu-madde-etkisinde-olma.html)